Değerli velimiz, Kanyon Okulları Ana Okulu Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi 2017-2018 öğretim yılı yarıyıl okul öncesi bülteni çocuklarımızın içinde bulundukları döneme özgü olarak “duygusal okuryazarlık ve duyguları anlama becerisi’’ geliştirmek ve daha sağlıklı bireyler yetiştirmek amacıyla siz velilerimize yönelik hazırlanmıştır.

Duygusal okuryazarlık; kendi duygularını tanıyabilmek ve anlayabilmek, karşısındaki kimseyi dinleyebilmek ve onun duygularını anlayabilmek ve de kendi duygularını etkili bir şekilde ifade edebilmek şeklinde tanımlanıyor. İnsanın hem kendinin hem de karşısındakinin duygularını tanıyabilme ve kendini ifade edebilme gücü!

Pek çok araştırma, küçük yaşlardan itibaren çocuklara duygusal zeka konusunda net ve açık bir eğitim vermenin ne kadar etkili olduğunu doğruluyor.

 Duygusal okuryazarlık;

Duygularımızı tanımak,
Duygularımızın sorumluluğunu almak,
Duygu düşünce ayırımını yapabilmek,
Karar verirken duyguları dikkate almak,
Başkalarının duygularını anlayabilmek,
Başkalarının duygularını dikkate almak,
Hem kendimizin hem de başkalarının duygularını okuyabilmek, anlayabilmek, mutluluğumuz ve başarımız için kullanabilmek. Bunları başarmak için psikolog olmaya gerek yok farkında olmak yeter.

Değerli velilerimiz,

Okul öncesi yaşlarına damgasını vuran öfke nöbetleri ve ağlama krizleri, küçük çocukların duyguları ile nasıl baş edebileceklerini henüz öğrenmediklerinin de kanıtı aynı zamanda. Ancak bu günlerin geçip gitmesini ve bir an önce büyümelerini beklemek yerine öğretmenler ve anne babalar bu dönemi, hem o an için hem de uzun vadede büyük faydalar sağlayan “duygusal okuryazarlık” becerilerini çocuklara öğretmek için kullanabilirler.

Sayıları gittikçe artan pek çok araştırma, küçük yaşlardan itibaren çocuklara duygusal zeka konusunda net ve açık bir eğitim vermenin ne kadar etkili olduğunu doğruluyor. Farklı araştırmalar, sosyal ve duygusal beceri programlarına katılan anaokulu çocuklarının daha az öfke ve kaygı sergilediklerini ve daha iyi birer sosyal problem çözücülere dönüştüklerini söylüyor. Bu sonuçlar daha barışçıl ve huzurlu bir sınıf ortamı yaratırken, aynı zamanda kazanılan faydaların anaokulu yıllarından çok daha uzun vadeli etkileri oluyor.

Erken çocukluk dönemindeki olumlu sosyal davranışlarla, gelecekteki akademik başarı ve zihinsel sağlık arasında güçlü bir bağ bulunuyor. Diğer bir deyişle, çocuklar kendilerini sakinleştirmeyi, duygularını ifade etmek için kelimeleri kullanmayı ve başkalarına karşı nazik ve iyi davranmayı öğrendiklerinde, gelecekteki başarılarının ve ruhsal sağlıklarının da temellerini atıyorlar aynı zamanda.

 Anne babalar, küçük çocukların duygusal okuryazarlığını geliştirmek için pek çok şey yapabilirler:

1. Duyguları Adlandırın: Etkili iletişimin temeli “yansıtarak” dinlemektir. Anaokulu çocuklarının kendilerini dille ifade etme becerileri sınırlıdır. Ancak anne babalar çocukların davranışını (bağırmak, itmek, ağlamak ya da geri çekilmek olabilir) “dinleyebilirler” ve sonra da bunu onlara yansıtarak hissettikleri şeye bir isim koymalarına yardımcı olabilirler.

  • Çok kızgınsın! Küçük kardeşin resmini yırttı ve sen de çok kızdın.
  • Çok üzgünsün. Anneannen gitti ve sen de gitmesini istemedin. Çok üzgün hissediyorsun.
  • Çok mutlusun! Kocaman bir balonun var ve çok mutlu olduğun için zıplayıp duruyorsun! gibi….

Ayrıca, çocuklar olgunlaştıkça, duygusal kelime haznelerini geliştirmek adına;

“Hayal kırıklığına uğramış gibisin. Kulen yıkıldı ve sen onu yapmak için çok uğraşmıştın. Bu çok moral bozucu.” ya da, “Şaşkın görünüyorsun. Şimşek gerçekten çok sesliydi ve seni çok şaşırttı.” gibi soyut veya mecazi sözcüklere de yer verilmelidir.

2. Duyguları Normalleştirin: Duygular, iyi ya da kötü olarak sınıflandırılmamalı. Yine de güçlü duygular çocukları korkutabilir ya da yorabilir. Bu yüzden, çocukların verdikleri tepkiyi normalleştirmek,  herkesin bazen kızgın, üzgün ya da korkmuş hissedebileceğini görmelerine yardım etmek onları rahatlatabilir ve başkalarının bakış açısından bakma becerilerini de geliştirir. Çocuk sakinleştikten sonra tekrar konuya dönün ve çocuğun

kendini nasıl hissettiği de dahil olmak üzere neler olup bittiğini kısaca özetleyin. Sonra ona, siz dahil herkesin bazen böyle hissedebileceğini hatırlatın. Örneğin, “Bu sabah anneanne gittikten sonra kendini çok üzgün hissettin. Etrafı tekmeledin ve ağladın. Babaannen kalsın ve seninle oynasın istedin. Herkes bazen üzgün hisseder. Anneanne gittiğinde ben de kendimi kötü hissettim. Onunla konuşmayı ve sana kitaplar okumasını seyretmeyi çok seviyorum. İnsanların “hoşça kal” deyip gitmesi üzücü bir şey. Onu yarın aramak ya da ona bir resim çizmek ister misin?”

3. Stratejiler Geliştirin: Genellikle hislerimizi kontrol edemeyiz, ancak duygularımızı nasıl ifade ettiğimizi ve davranışlarımızı kontrol edebiliriz. Bazen basit bir şarkı bile çocukların duygusal stresle baş etmelerine yardımcı olabilir. Çocuğun sevdiği bir şarkının sözlerini değiştirip şöyle yapabilirsiniz örneğin: “Kızdığımda kardeşime vuramam, ama yere ayağımla güm güm diye vurabilirim.” gibi...

4. Resimleri “Okuyun”: Araştırmalar kitap okumanın – hikaye, roman – empatiyi geliştirdiğini söylüyor. Resimli kitaplar, küçük çocuklara duygusal okuryazarlığı öğretmek için güçlü birer araç. Bir hikayede mutlu, korkutucu ya da üzücü bir olay olduğunda, durun ve resme birlikte bakın. “Şu küçük kıza bak, sence şu anda kendini nasıl hissediyor?” Karakterlerin yüz ifadelerini, nasıl durduklarını ve neler yaptıklarını birlikte inceleyin. Aynı yöntemi birlikte çizgi film ya da film izlerken de uygulayın.

5. Farkındalık Çalışmaları Yapın: Oturduğunuz yerde hareket etmeden gözlerinizi kapatın, sakinliği hissedin ve dikkatinizi duyularınıza verin. Etraftaki seslere, kokulara, bedeninizin dokunduğu yerlere, gözünüzde canlanan görüntülere… 60 saniye boyunca çocuğunuzla sessizce oturun. Ardından gördüklerinizi ve duyduklarınızı birbirinizle paylaşın. Parkta etrafınızı dinleyerek yürüme çalışması yapın. Uykudan önce ya da okul gününün sonunda, o gün içinde sizi mutlu eden küçük anları birbirinizle paylaşın.

Sonuç olarak duygusal okuryazarlık alfabeyi öğrenmek kadar temel bir gereksinim.

Psikolog Daniel Goleman’ın söylediği gibi “Eğer elinizde duygusal becerileriniz yoksa,  eğer sizi strese sokan duygularınızı yönetemiyorsanız, eğer empatiden yoksunsanız ve etkili ilişkiler kuramıyorsanız, o zaman ne kadar zeki olursanız olun hayatta çok da ileri gidemezsiniz.”

İYİ TATİLLER
KANYON KOLEJİ REHBERLİK BİRİMİ

 

ÖRNEK ETKİNLİK

Aşağıdaki surat ifadelerini çocuğunuzla birlikte yorumlayıp, hikaye üretebilir ve başka duygu ifadeleri içeren suratları birlikte çizerek hikayeler yazabilirsiniz…