Ergenlik dönemi, bireyin hem kendisi hem de ebeveynleri için sancılı bir süreçtir. Bu süreçte ebeveynler fazlasıyla korku ve sıkıntı yaşarlar; fakat unutulmamalıdır ki, ergenlik dönemi bir hastalık değildir. Bireyin büyüdüğü, değiştiği, başkalaşım ve dönüşüm yaşadığı, kimlik kazanmaya, mesleğini belirlemeye çalıştığı ve tüm bunların da etkisiyle inişli çıkışlı duygular yaşadığı olağan ve geçici bir süreçtir.

Ergenlik döneminde birey, bedensel, ruhsal ve sosyal alanlarda dönüşüm yaşar. Bu dönem çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecidir. Büyümenin doğal bir parçası olan ergenliği, zamanı farklı olsa da herkes yaşar. Ergenlik dönemini karakterize eden belirli özellikler olsa da sosyal, kültürel ve ailevi özelliklere bağlı olarak, her birey bu süreci farklı özellikler sergileyerek geçirir.

Fransız Psikanalisti Françoise Dolto, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemindeki bireyin, tıpkı yaşama alışmaya çalışan yeni doğan gibi kırılgan ve hassas olduğunu belirtir ve ergenlik dönemindeki bireyi kabuk değiştiren yengeçlere benzetir. Yengeçler kabuk değiştirme sürecinde zayıf ve savunmasızdırlar. Bu dönemde yaralanırlarsa, bu yaraların izlerini ömür boyu taşırlar.
Bireyin ergenlik dönemini en rahat şekilde, en az zararla atlatılabilmesi ise ebeveynlerin bilinçli olmalarıyla bağlantılıdır. Oldukça hassas, kırılgan olduğu bu dönemde birey özgürlük, bağımsızlık ve yalnızlık arayışındadır. Genellikle en büyük çatışmalar ebeveynlerle yaşanır. Sosyal çevreye, özellikle arkadaşlarına karşı yoğun ilgileri olabilir. Bu dönemde ebeveynler çocuklarını her zamankinden daha çok dinlemelidirler. Nasihatlerden ve kıyaslamalardan uzak durmak, ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimini kuvvetlendirebilir. Ergen kısıtlanmadan, uyması gereken kurallar aile içerisinde birlikte belirlenebilir.

Aileler bu dönemde bireylere hazzı erteleme ve azimli olma konusunda da rol model olmalıdırlar. Ergenlik dönemindeki bireyler, risk almaya cesaretlendirilmeli ve yeni bir şeyler üretmeye, icat etmeye çalıştıklarında duygusal, finansal destekler sağlanmalıdır. Ergenlik dönemindeki birey akademik alandaki çalışmalarıyla ilgili yoğun kaygı yaşayabilir ve stres altında olabilir. Ebeveynler bu noktada da çocuklarını ilgi ve yeteneklerine göre tercih yapmaları için yönlendirebilirler.

Ergenlik, bir yas sürecidir. Birey giden çocukluğunun, değişen bedeninin yasını tutar. Ergen geçmişiyle beslenir. Anın geçiciliğini fark eden ergen için geçmiş anlamlı olmaya başlar. Bu noktada aileler, çocuklarını yazmaya yönlendirebilirler. Anı defterleri, günlükler, atılan tarihler, dipnotlar bu dönemdeki bireylere geçmişin kalıcılığını gösterir.

Arayış içerisinde olan ergenin, bitmek bilmeyen can sıkıntıları olabilir. Ebeveynler bu noktada çocuklarını doğru yönlendirmeli ve onlara boş vakitlerini nasıl değerlendirebileceklerini rol model olarak öğretmelidirler. Can sıkıntısı zamanla kişilik haline gelebilir, ergenlik dönemindeki bireyleri sosyal aktivitelere yönlendirmek, hobiler kazandırmak ise bu dönemdeki en karlı yatırımlar arasında yer alır. Tüm bunların yanı sıra, yaratıcı ve eleştirel düşünceye sahip, entelektüel insanlarla iletişim halinde olmaları sağlanabilir. Böylelikle, ergenlik döneminde yalnız ve arayış içerisinde olan bir bireyi sosyal çevrede bekleyen birçok tehlikeye karşı da koruyabilirsiniz.

Koşulları olumlu hale getirdikten sonra, ergenlik dönemindeki bir bireyle yaşamak ve onun ebeveyni olmak çok da zor değildir.

İnsan yaşamı boyunca duygusal, fiziksel ve sosyal yönden en çok zorlandığı dönemlerden biridir ERGENLİK ÇAĞI. Kişiliğin yeniden yapılanıp, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik dönemi; çocuklar için sosyal yönden yeniden doğuş ve fiziksel olarak da birçok değişikliğin olduğu bir çağdır. Bu dönem çocuklar içinde anne-babalar içinde zor geçmektedir. Ancak bu dönemi daha kolay geçirmelerini sağlamak biz yetişkinlerinde desteğiyle mümkün.

Ergenlik dönemi özellikleri için şunları sıralayabiliriz:                 

-Ergen büyüdüğüne inanmak ve çevresini inandırmak ister, ama ne yetişkin gibi davranabilir ne de çocuk gibi.

–Bağımsız olmak isterler. Kendilerine karışılmasın isterler, aynı zamanda da ailesinin güven ve desteğini beklerler !

–Arkadaş grubu çok önemlidir. Onlar tarafından kabul görüp beğenilmek isterler. Arkadaşlar, bir gruba ait olma ve gruba uygun davranma anne babadan önce gelir.

– Kendisini,  ailesine ve çevresine ispatlama çabası içindedir.

– Bedenindeki değişikliklerden dolayı şaşkınlık yaşayabilir ve yardıma ihtiyaç duyar.

– Sürekli bir şeylerin arayışı ve eksikliği içinde gibi davranabilir. Asi, hırçın, huysuz, sıkılgan ve dalgın olabilir.

– Fazla alıngan olup ve olur olmaz her şeye ağlayabilirler.

–Ders çalışma alışkanlıkları değişir, aynanın karşısından ayrılmazlar ve farklı giyinebilirler. Pop ve film yıldızlarına veya sporculara özenirler.

– Çok gezerler ve yalan söyleyebilirler. Argo konuşabilirler, alkol ve sigara kullanmayı deneyebilirler.

–Ailesinden nefret ediyormuş gibi davranabilir, anne-babadan uzaklaşabilir ve anne-babayı dinlemeyebilir.

– Kaide ve kuralları küçümserler. Kontrolsüz davranabilir ve konuşabilirler.

Bütün bu sıraladığımız davranışlar sizleri kaygılandırır. Ancak bunlar ergenlik dönemi için normal sayılabilecek davranışlardır. Bu olumsuz davranışlar ergenin ne kadar zorlanma karşısında olduğunu göstermektedir. Bunlar bağımsızlığa duyulan ihtiyaç artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklanmaktadır. Bu davranışlar geçicidir. Çocuğunuzun bir anlamda kendinden emin ve güçlü görünmek, kişiliğini bulmak için geliştirdiği davranışlardır. Çocuğun kendi kimliğini bulmada kızlar için anneleri, erkekler için babaları model oluşturur. Bu dönemde anne-baba olarak çocuğunuzu DİNLEYİN (göz göze temas kurarak etkin dinleyin)Acemiliklerinde SABIRLI olun. Kendi duygularınızda GERÇEKÇİ olun (yani ona gerçekten mi yardımcı olmak istiyorsunuz? ) DÜRÜST olun, kızdığınızda, onu onaylamadığınızda bunu ona belirtin. SAKİN olun, akıl veya öğüt verirken bunu sakin ve kabul edebileceği şekilde söyleyin. Kafasına vurur gibi değil. Bağırıp çağırdığınız takdirde ona hiçbir şey yaptıramazsınız. En önemlisi SEVGİNİZİ ve GÜVENİNİZİ her fırsatta dile getirin ki bu fırtınalı dönemi kolay atlatsın. Ve geleceğin sağlıklı yetişkinlerinden olabilsin.Anlaşılan şu ki, ortalama insan için büyük bir gruba ait olmamanın hissi kadar dayanılmaz bir his yok.” ERİC FROMM